
mükemmel bir çift! oğlumuz yakışıklı, kızımız güzel... üniversite yıllarında tanışıyorlar ve ummadıkları bir güzellikte devam ediyor birliktelikleri. uzuun yıllar atlatıyorlar birlikte.
kız istanbullu, ailesi ile yaşıyor ve orada okuyor. oğlan ankaralı, ailesi ankara'da yaşıyor ama istanbul' da okuyor. kız güzel, olgun ve anlayışlı. oğlan romantik, sempatik ve uyumlu.
bir ev var, küçük ve sevimli. oğlan yaşıyor o evde ama bir eksiği var o evin, bir kadına ihtiyaç var. zamanla o eksiklik de gideriliyor, kız oğlanın evine yerleşiyor.
derken, okullar bitiyor. oğlan askerlik, kız iş bulma telaşına düşüyor. bu sırada aileler de boş durmuyor, askerlik öncesi bi nişan takalım diyorlar.
çiftimiz bunu büyük bi heyecanla karşılıyor. "hadi" diyorlar, "hemen takalım nişan yüzüklerini!"
nişan oluyor, oğlan askere gidiyor. araya hasret giriyor. kız büyük bir sabırla bekliyor askere giden sevgilisini ve o sırada da işe başlıyor. nasıl geçecek diye düşünülen zaman, göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor ve bitiyor. oğlumuz askerliğini bitirmiş, evine geliyor... ve ardından o da iş bulup çalışmaya başlıyor.
okullar bitmiş, askerlik tamam, işler de bulunmuş, nişan yapılmış, beraber yaşanıyor hayat istanbul' daki o küçük ve güzel evde.
ve bir yaz günü, gönül istiyor tatile gitmek, denize girmek... ama işler müsaade etmiyor beraber tatile gitmeye.. oğlan arkadaşlarıyla beraber çıkıyor tatiline, kız ise yine istanbul' da, koşuyor iş peşinde.
hava güzel, ortam canlı, kafalar iyi... oğlan tanışıyor genç ve güzel bir kızla. yüreği pırpır ediyor, hani taaa seneler önce nişanlısını gördüünde ettiği gibi... beraber vakit geçiriliyor, her gece mesajlaşılıyor, kurlaşan gönüller, kısa da olsa tatili beraber geçiriyorlar.
nişanlı kızımız olgun, sadık ve güvenli. başka kızlar onu niye korkutsun ki?
nişanlı oğlanımız saf, seviyor sevgilisini çocuk gibi.. başka kızlardan ona ne ki?
ama öyle olmuyor işte.. çeliyor gönlünü oğlanın, genç ve güzel kız. oğlan memnun aslında istanbul' daki hayatından. her şey planlandığı gibi, güzel bir birliktelik ve birbirini seven iki gönül,çarpıyor birbirleri için güzel evlerinde. ama... işte yok mu o "ama"... her şey iyi ama, ne monoton o yaşam!
sabah erken kalk, sevgiliyle beraber kahvaltı yap, işlere dağıl, kafa yor akşama kadar, akşam buluşacağın sevgiliyi düşün, akşam olsun özlem gider sevgiliyle, beraber akşam yemeği ye, tv izle, bilgisayarda oyun oyna, gelen uyku ile yat o sevgilinin kokusu sinmiş yatağa... ne güzel tablo! diilmiş ama.. her gün, günlerce, aylarca aynı şeyleri yapınca sıkılırmış bu gönül, kardeş olurmuş iki sevgili... gönül istermiş ki, heyecan olsun, aşk olsun, şehvet olsun.. ama kaçınılmazmış ki, seneler deviren ilişki monotonlaşmasın, sıradanlaşmasın!
her şeye alışan insan gönlü, buna da alışmış ya elbet, biri uyandırmış işte.. ah o yaz gecesi, ılık esen rüzgarı ve karşısına çıkan endamlı güzel! işte o genç ve endamlı güzel, kafasını karıştırmış oğlumuzun. her şey güzelmiş de istanbul' da, bir heyecan yokmuş, bir coşku.. burada ise gönül daha bir istekli atarmış, dha bir şehvetli!
kısa ve hızlı geçen tatil bitince, herkes dönmüş eski yaşantısına.. ama, kafalar karışık, gönüller eski değil, beden eskiye dönse ne yazar?
gitmiş gelmiş oğlan bir nişanlı bir genç kız arasında.. belli etmek istememiş ya, ne fayda! akıl alınmış eş dosttan, bir çare bulamamış oğlan. herkes ağız birliği edercesine diyormuş ki: " biz senin yanındayız, kararına saygı duyarız, kimle mutluysan onu seç, ha ama pişman olma!" zaten oğlanın tıkandığı nokta da buymuş, pişman olmak...
zaman geçmiş, nişanlı kız huysuzlanmış, anlamış bir şeylerin ters gittiğini.. oğlan bir anda karar vermiş, yok demil böyle olmaz, yol yakınken ayıralım bu hayatları, böyle daha mutlu olurum belki...
kız olgun, ses etmemiş ve sessizce çekip gitmiş oğlanın evinden de, gönlünden de, yaşamından da...
oğlan mutlu mudur bilinmez ama, korkuyor insan aynından başıma gelir mi diye...