Cumartesi, Eylül 19

mesafe



yapmam gereken sadece ve sadece:
1. telefonun kapağını kaldırmak,
2. son arama tuşuna basmak,
3. arama tuşuna basmak.
ve birkaç sinyal sesinden sonra, aradığım kişiye ulaşmak!

biliyorum, sadece "bir telefon tuşuna basma" uzaklıında onun sesini duyabilmek, ii olduğunu öğrenmek, konuşabilmek. ama yetmiyor işte bu sefer!
aynı şehirde olduğunuzu bilip telefonda konuşmak ile, farklı şehirlerde olduğunuzu bilip de telefonda konuşmak arasında bu kadar büyük bir fark olacağını pek tahmin etmiyordum...
meğer yaşanılan şehri güvenli ve çekilir kılan, o şehirde mutlu ve huzurlu olmanı sağlayan şey, o şehirde birlikte olduğun kimse/kimselermiş.

şimdi o başka bir şehirde olunca, ne yapılan telefon görüşmeleri ne de sorulan sorulara alınan cevaplar aynı tadı veriyor. insan farkına varmıyor ama, bünye sanırım hissediyor aradaki mesafeyi...

çok diil bikaç gün sonra döneceğini, yine aynı şehrde birlikte olup yine aynı yaşantımıza devam edeceğimizi bilsem de, " iyi ki doğdun!!" cümlesini, arada yüzlerce km mesafe ve telefonla söylemek yerine, yanyana ve yüzüne baka baka söylemek isterdim...

neyse, bu sene de böyle...
hepberaber nice senelere =)

Pazartesi, Eylül 7

bir teori...

bence çizim yetenei olan bir erkek, sevdiği-beğendiği kız için oturup onun resmini çiziosa, bence bildiin o oğlan o kızı seviodur!!
yani dşünüorum da, çizim yeteneim olsa ble, ben sevmediim biri için otrp da onun portresini çizmeye uuraşmam... çizim yetenei olmadan buna kalkışanları anlatmıorm bile, onlar benm teorime göre, portesini çizdkleri kıza tapıo fln olmalılar...
demem o ki, el emei göz nuru, sırf hediye amaçlı, sırf karşısndakini sevndrme amaçlı portre çiziosa bir erkek, hakkaten seviodur yaa.... yani aksi takdrde kim uuraşır ki di mi??
hem ne de güzel hediye olur di mi? gerçekten romantk!

Pazar, Eylül 6

Cuma, Eylül 4

!OMGWTF!

bi mülakat bu kadar mı rezil geçer ya!!! oturup kendime güldüm, mülakat yapan hocalarla, o denli yani...
ha ama hala bi ümit var lan kazanrm belki die.. neyime güveniorm onu da bilmiorm da, içime öööle douyo.
pop star alaturka( tam adı bu muydu ki?) seçmeleri gibiydi mübarek.. daracık oda, dar alanda kısa paslaşmalar misali... soru soruolar sen başlıosn kıvırmaya. kıvıramıosn, hmm diolar, ı-ıh diolar, başlarını sağa sola sallıolar, moral oluo sıfır! ecel terleri döktüm yeminle...
benden öncekiler de dökmüş olmalı ki, oturduumz masanın üstü el izleriile doludu, hala ıslak!
lan bi de mülakat 20dk sürer mi be, ahiret sorgusuna çekilmiş gibi...
benden hariç dier giren 15 kişi, size sesleniorum!!! 3ünz zaten baştan elendiniz, 3taneniz zaten ii arkadaşlarımsızın da geri kalan dier 8 kşi, umarım kötü geçmiştr lan! girmeyin tamam mı!! ya da dur, 10kişi alcaklardı, 4-5 taneniz girebilir, ama dierleriniz faak yuu tamam mı?? gidin...
kabul edilebilme umudum, kötünün iyisi olmam sanrm, yeni farkettm.


evet.

Çarşamba, Eylül 2

empty!

geldi çattı bitim - başlangıç zamanı...
okul bittiğinde "eee şimdi ne yapacaksn?" sorusu, ne yapacağımı bildiim için sorun diildi de, şimdi staj da bitince "eee staj da bitti, ne yapacaksın??" sorusu, benim için korkutucu bir hal aldı. çünkü şu an ne yapmam gerektiini bilmiorum. bişi yapmam gerekio mu onu bile bilmiorum da, o probleme "evet bişiler yapmam lazım" dierek cevap verdim zaten kendimce. ama asıl problem olan, şu an ne yapacaım...
aslında ne yapacaım belli.. daha doorusu ben yaşlardaki gençler için belli bir kader çizelgesi var hali hazırda. nedir bu?
lise biter, hemen-acilen bi üniversiteye kaydolunur, kaydolduktan sonra en az bi 5sene rahatsın.. okul bitti mi? hah başladı artık korkular... ama o da belli bu çizelgede! erkek misin? git askere, gel askerden, iş bul kendine, o sırada bi de kız bul iyisinden tamam mı her şey? ozaman nişan takalım, kızın işi fln hazırsa bi düğün yapalım.. tamam düğün de oldu? e ozaman bi çocuk yapın, herkes gibi olun..
kız mısınız? üniversitenz de bitti.. ozaman hemen bi iş bulun. illa deli paralar kazanmanı gerekmio ama, zengin ve bekar erkekler ne güne duruo?? bulamazsanız ööle bi erkek, o sizin probleminiz! neyse iş bulundu mu, ozaman acilen o hanım kızımızı başgöz etmek gerek! kızımız ailesine yakışır bir genç bulamadıysa halen, anneler ve komuşular boş durmaz ztn, damat adayları boy gösterir... ha ama illa ki evlenceksiniz, yok öööleee... buldnz mu birini? tamam oaman hiç bekleme, kariyer senin neyine?? tak nişan, yap düğün, doğur çocuk, tamaaaaam sen de oldun artık!
işte gençler için halihazırdaki eylem planımız budur arkadaşlar... uyup uymamak elbet size kalmış ama, genel çizelge budur.
ben şimdi iş bulma aşamasındaım ya, ne iş yapmak lazm onu bilemiorum... avukatlk stajı yapmışsan ruhsat alır avukat olursun normalde ama alelade bi avukat olmak isteen kim?? bi de hakim-savcı olabilmek gibi bir şans daha var ki, o daha sancılı bi aşama...
neyse, bir yerden başlamak lazım ki gerisi gelsn di mi?? ama işte yine de gitmio o boşluk duygusu içimdeki...

Salı, Eylül 1

sonu olmayan öykü



mükemmel bir çift! oğlumuz yakışıklı, kızımız güzel... üniversite yıllarında tanışıyorlar ve ummadıkları bir güzellikte devam ediyor birliktelikleri. uzuun yıllar atlatıyorlar birlikte.

kız istanbullu, ailesi ile yaşıyor ve orada okuyor. oğlan ankaralı, ailesi ankara'da yaşıyor ama istanbul' da okuyor. kız güzel, olgun ve anlayışlı. oğlan romantik, sempatik ve uyumlu.

bir ev var, küçük ve sevimli. oğlan yaşıyor o evde ama bir eksiği var o evin, bir kadına ihtiyaç var. zamanla o eksiklik de gideriliyor, kız oğlanın evine yerleşiyor.

derken, okullar bitiyor. oğlan askerlik, kız iş bulma telaşına düşüyor. bu sırada aileler de boş durmuyor, askerlik öncesi bi nişan takalım diyorlar.

çiftimiz bunu büyük bi heyecanla karşılıyor. "hadi" diyorlar, "hemen takalım nişan yüzüklerini!"

nişan oluyor, oğlan askere gidiyor. araya hasret giriyor. kız büyük bir sabırla bekliyor askere giden sevgilisini ve o sırada da işe başlıyor. nasıl geçecek diye düşünülen zaman, göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor ve bitiyor. oğlumuz askerliğini bitirmiş, evine geliyor... ve ardından o da iş bulup çalışmaya başlıyor.

okullar bitmiş, askerlik tamam, işler de bulunmuş, nişan yapılmış, beraber yaşanıyor hayat istanbul' daki o küçük ve güzel evde.

ve bir yaz günü, gönül istiyor tatile gitmek, denize girmek... ama işler müsaade etmiyor beraber tatile gitmeye.. oğlan arkadaşlarıyla beraber çıkıyor tatiline, kız ise yine istanbul' da, koşuyor iş peşinde.

hava güzel, ortam canlı, kafalar iyi... oğlan tanışıyor genç ve güzel bir kızla. yüreği pırpır ediyor, hani taaa seneler önce nişanlısını gördüünde ettiği gibi... beraber vakit geçiriliyor, her gece mesajlaşılıyor, kurlaşan gönüller, kısa da olsa tatili beraber geçiriyorlar.

nişanlı kızımız olgun, sadık ve güvenli. başka kızlar onu niye korkutsun ki?
nişanlı oğlanımız saf, seviyor sevgilisini çocuk gibi.. başka kızlardan ona ne ki?

ama öyle olmuyor işte.. çeliyor gönlünü oğlanın, genç ve güzel kız. oğlan memnun aslında istanbul' daki hayatından. her şey planlandığı gibi, güzel bir birliktelik ve birbirini seven iki gönül,çarpıyor birbirleri için güzel evlerinde. ama... işte yok mu o "ama"... her şey iyi ama, ne monoton o yaşam!

sabah erken kalk, sevgiliyle beraber kahvaltı yap, işlere dağıl, kafa yor akşama kadar, akşam buluşacağın sevgiliyi düşün, akşam olsun özlem gider sevgiliyle, beraber akşam yemeği ye, tv izle, bilgisayarda oyun oyna, gelen uyku ile yat o sevgilinin kokusu sinmiş yatağa... ne güzel tablo! diilmiş ama.. her gün, günlerce, aylarca aynı şeyleri yapınca sıkılırmış bu gönül, kardeş olurmuş iki sevgili... gönül istermiş ki, heyecan olsun, aşk olsun, şehvet olsun.. ama kaçınılmazmış ki, seneler deviren ilişki monotonlaşmasın, sıradanlaşmasın!

her şeye alışan insan gönlü, buna da alışmış ya elbet, biri uyandırmış işte.. ah o yaz gecesi, ılık esen rüzgarı ve karşısına çıkan endamlı güzel! işte o genç ve endamlı güzel, kafasını karıştırmış oğlumuzun. her şey güzelmiş de istanbul' da, bir heyecan yokmuş, bir coşku.. burada ise gönül daha bir istekli atarmış, dha bir şehvetli!

kısa ve hızlı geçen tatil bitince, herkes dönmüş eski yaşantısına.. ama, kafalar karışık, gönüller eski değil, beden eskiye dönse ne yazar?

gitmiş gelmiş oğlan bir nişanlı bir genç kız arasında.. belli etmek istememiş ya, ne fayda! akıl alınmış eş dosttan, bir çare bulamamış oğlan. herkes ağız birliği edercesine diyormuş ki: " biz senin yanındayız, kararına saygı duyarız, kimle mutluysan onu seç, ha ama pişman olma!" zaten oğlanın tıkandığı nokta da buymuş, pişman olmak...

zaman geçmiş, nişanlı kız huysuzlanmış, anlamış bir şeylerin ters gittiğini.. oğlan bir anda karar vermiş, yok demil böyle olmaz, yol yakınken ayıralım bu hayatları, böyle daha mutlu olurum belki...

kız olgun, ses etmemiş ve sessizce çekip gitmiş oğlanın evinden de, gönlünden de, yaşamından da...

oğlan mutlu mudur bilinmez ama, korkuyor insan aynından başıma gelir mi diye...

over and over

kendini boşlukta hissetmek...
bir şeyler yapmam lazım diyerek harekete geçmek...
bu doğrultuda planlar yapmak
ve ama bu planlardan kimseye bahsetmek istememek!

neden ki? neden yani, niçin istemiyorum planlarımdan söz etmek? bir sebep bulamasam da, anlattığım zaman büyüsü bozulacak, hiç planladıım şekilde gitmicek gibi hissediorum. bazen anlatmak için deli oluorm, paylaşmak istiorum, fikir almak.. ama yok, susuorm, susturuorm kendimi.. "şşş dur bakalm" diorum kendime, "daha erken.. hele bi belli olsun da gerçekleşip gerçekleşmeyecei..."
istiorum ki her şey planladıım gibi gitsin ve sonunda amacıma ulaştıımda bunu herkese söyleim, sürpriz yapiim eşime dostuma... neden, çünkü olmama ihtimali var di mi?? doğru ya, ne zaman unuttum koca bir "kaybetme korkum" olduunu? üstüne de hırs küpü olduumu...

neyse... bir laf vardır:
"sen plan yaparsın, tanrı sana güler..."